Prof. Dr. Mehmet SOY
İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı.
Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi-Medicalpark Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Romatoloji Bölümü
Bağışıklık sistemi (immün sitem) vücudumuza zarar verebilecek her türlü iç ya da dış kaynaklı tehlikeye karşı savaşan ve bizi koruyan savunma sistemimizdir. Bağışıklık sistemi tek bir dokudan oluşmamaktadır. Derideki hücrelerimizden en derindeki birçok hücremize ve onların almaçları (reseptörleri) ve salgılarına kadar vücudumuzdaki hemen her hücre doku ve salgı bağışıklık sistemimiz ile bir şekilde ilgili ve parçasıdır. Deri ve ağız, göz, genital bölgeler ve barsaklarda bulunan mukozalar mikroplara karşı hem mekanik bariyer görevi görür hem de çok sayıda maddeler salgılayarak mikropların vücuda girmesi ve zarar vermesini engeller. Kanda, dokularımızda ve vücut sıvılarımızda çok sayıda ve çeşitte bağışıklık sistemi dahilinde sayılan hücreler mevcut olup bunlar dışarıdan gelen ya da vücudun kendi içinden kaynaklanabilecek tehditlere karşı sürekli alarm halinde olup en küçük bir aksamayı anında haber alır ve gerekeni yaparak vücudun sağlıklı kalmasını sağlarlar. Bu esnada bağışıklık sisteminin tüm elemanlarının bir eşgüdüm içinde ve doğru biçimde çalışması önemlidir. Bağışıklık sisteminde yer alan bir hücrenin gereğinden fazla çoğalması veya gereğinden uzun süreli aktif kalması ya da salgıladığı bir maddenin (sitokin gibi) gereğinden fazla salgılanması bağışıklık sistemi içindeki dengeleri değiştirip hastalık oluşumuna yol açabilir.
Normalde de bağışıklık sistemi harekete geçtiğinde vücutta bazı değişikler olur. Ateşimizin yükselmesi vücuda giren, sıklıkla mikroplar, yabancı tehditlere karşı savaş verirken ortaya çıkan birçok madde vücudumuzda değişiklikler hissetmemize yol açar. Örneğin ateşimiz yükselir, iştahımız azalır, kırgınlık olur. Bu belirtiler genelde sitokin dediğimiz bazı maddelerin kanda artması nedeni ile olmaktadır. Bunlar hem bizim hastalığı anlamamız için uyarıcı görevi görür hem de bağışıklık sisteminde yer alan bazı hücrelerin fonksiyonlarını etkileyerek tehdit ajanına karşı uygun ve yeterli cevabın verilmesini sağlarlar. Sitokinlerin aşırı ve kontrolsüz salınması sitokin fırtınası denilen hayatı tehdit eden bir duruma neden olur. Enfeksiyonlar, çeşitli kanser ve ilaçlar bu duruma neden olabilir. Romatizmal hastalıklarda görülen şekline genelde Makrofaj Aktivasyon Sendromu (MAS) denir. Sitokin fırtınası, son günlerde yaşadığımız Korona virüs enfeksiyonundaki önemli bir ölüm sebebidir.
Bağışıklık Sisteminin Güçlendirmek mi? Zayıflatmamak mı?
Hastalarımız sıklıkla bağışıklık sistemimi nasıl güçlendirebilirim diye sorular sormaktadır. Evet, bağışıklık sistemimiz güçlü olmalıdır. Ama “bağışıklık sistemi güçlü olmalı” derken esasen “bağışıklık sisteminin normal çalışmasını” anlamamız gerekiyor. Aksi takdirde bağışıklık sisteminin aşırı çalışması da hastalık doğurabilir. Bu nedenle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden çok, bağışıklık sisteminin doğru çalışması ve zayıflatılmaması önemlidir.
Bağışıklık Sisteminin Doğru Çalışması Nasıl Sağlanır?
Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere bağışıklık sistemi tek bir dokudan tek bir organdan oluşmamaktadır. Vücudun neredeyse her dokusu bir şekilde bağışıklık sistemi ile ilgilidir. Sağlıklı bir bağışıklık sisteminden bahsetmek için vücudun genel sağlığının yerinde olmasını gereklidir. Herhangi bir nedenle hasta bir vücutta bağışıklık sistemi de er ya da geç etkilenecek ve yetersiz çalışacaktır. Bu nedenle genel vücut sağlığını etkileyen her şey bir şekilde bağışıklık sistemini de etkiler. Genel vücut sağlığı için gerekli temel öğeler beslenme, düzenli egzersiz, düzenli uyku ve satabil psikolojik durumdur. Ayrıca genel hijyen kurallarına dikkat etmek, sık sık elleri sabunla yıkamak, sigara içmemek, alkol almamak, kilomuzu normal sınırlarda korumak vücut sağlımıza ve dolayısı ile bağışıklık sistemimizin doğru çalışmasına katkıda bulunabilir.
Piyasada satılan herhangi bir ilaç, vitamin, mineral ya da benzer bir destek tedavisi ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi diye bir sonuç mümkün değildir. Öncelikle düzenli uyku, düzenli spor ve gereksiz streslerden kaçınmak ve gereksiz ilaç kullanmamak vücut sağlığının ve dolayısı ile bağışıklık sisteminin doğru çalışmasının en temel gereksinimleridir. Eğer kişinin beslenmesinde herhangi bir sorun yok ise, mide barsak sisteminde herhangi bir emilim kusuru yoksa ve mevsimine uygun meyve sebzeyi tüketiyorsa ve dengeli olarak karbonhidrat- protein- yağ tüketiyorsa dışarıdan herhangi bir takviye almasına gerek yoktur. Konu aşağıda daha detaylı anlatılmıştır
Benim Bağışıklık Sistemim Zayıf mı?
Hastalarımızın sıklıkla sorduğu diğer bir konu ise benim bağışıklık sistemim zayıf mı? Bağışık siteminin birçok nedenle yetersiz çalışması yani zayıflaması mümkündür ki bunlara immün yetersizlik adı verilmektedir. İmmün yetersizlik tablolarının bir kısmı genetik faktörler ile bir kısmı ise hayatın daha sonraki evrelerinde karşılaşılmış sorunlar nedeni ile olmaktadır. Doğuştan gelen immün yetersizlik tablolarının önemli bir kısmı çocukluk çağında bulgu verdiği için erken yaşlarda tanısı konur ve hastaya ciddi sorunlar yaşatabilir. Bir kısmı erişkin yaşa kadar yaşayamayabilir. Ancak çocuğum sık sık boğaz enfeksiyonu, nezle – grip oluyor diye telaşlanmayın. Çocuk hekiminizin yönlendirmesine göre hareket edin.
Erişkinlerde ise sıklıkla altta yatan ikincil bir hastalıktan dolayı bağışıklık sisteminin yeterli çalışamaması söz konusu olabilir. Örneğin, diyabet varlığı, kanser gibi hastalıklar, mide barsak sisteminde emilimi bozan hastalıkların varlığı, kortizon ve diğer bazı ilaçlar bağışıklık sisteminin çeşitli fonksiyonlarını etkileyerek bazı infeksiyonlara yatkınlık yaratabilirler. AIDS erişkinlerde bağışıklık sistemi yetersizliğine yol açan çok önemli bir durumdur.
Sık infeksiyon geçirenler, yılda birkaç defa zatürre yaşayanlar, sık sık iç kulak enfeksiyonu geçirenler, ağız boğaz mukozası ve iç organların mantar enfeksiyonlarının varlığı bağışıklık sistemi yetersiz çalışmasının belirtiler olabilirler. Böyle hastalar hekime başvurduğunda zaten hekimi bu açıdan gerekli yönlendirmeyi yapacaktır.
Hastalarımızın sıklıkla sorduğu bir diğer soru beslenme ile bağışıklık sistemimi nasıl güçlendirebilirim?
Beslenme ve İmmün Sistem: Vitamin Takviyesi Almalı mıyım?
Yukarıda bahsedildiği gibi, bağışıklık sistemi vücudun diğer bölümlerinden ayrıymış gibi değerlendirilemez. Sağlıklı bir bağışıklık sisteminden bahsetmek için vücudun genel sağlığının yerinde olmasını gereklidir. Doğru beslenme genel vücut ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması için anahtar noktalardan biridir.
Uygun beslenme bağışıklık sisteminin doğru çalışmasının ve yetersiz beslenme ise dünya çapında bağışıklık sisteminin yetersizliğinin en yaygın nedenlerindendir. Protein-enerji bakımından yetersiz beslenme, tüm vücudu ve dolayısı ile bağışıklık sisteminin bazı fonksiyonlarını da etkileyerek zayıflamasına yol açabilir. Tekli besinlerin eksikliği de bağışıklık tepkilerinin değişmesine neden olur: bu, eksiklik durumu nispeten hafif olsa bile gözlenebilir. Mikro besinlerden çinko; selenyum; demir; bakır; A, C, E ve B-6 vitaminleri ve folik asitin genel vücut sağlığı ve dolayısı ile bağışıklık sistemi fonksiyonları üzerinde önemli etkileri vardır. Öte yandan aşırı beslenme ve obezite de bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir.
Vitamin-Mineral Takviyesi Almalı mıyım?
Amerika’da bu pazar 90.000 ürünün yer aldığı 30 milyar Dolarlık bir pazardır. Sağlığını sürdürmek ve hastalıkları engellemek amacıyla Amerikalı erişkilerin %52 si en az bir adet; %10’u ise 4 adet- mineral-vitamin takviyesi almaktadır. Ancak bu kadar yaygın kullanıma karşın, çalışmalarda kronik hastalıkların engellenmesi ile bu ürünlerin kullanılması arasında herhangi bir ilişki gösterilememiştir. Aksine bazılarının kronik ve yüksek dozda kullanımı zararlı olabilmektedir. Örneğin yüksek dozda beta karoten, folik asit selenyum, vitamin E gibi takviyeler, artmış mortalite, kanser, serebral hemoraji gibi ciddi zararlara yol açabilmektedir. Ancak, bu kadar büyük pazarın bırakılması kolay olmayacak ve ha bire bunların kullanımı konusu canlı tutulacaktır.
Genel popülâsyonda bunların yaygın kullanımı önerilmemekle beraber hedef gruplara dışarıdan destek yapılması önerilmekte. Örneğin:
-Yaşlılarda gerek besinlere ulaşmada yetersizlik gerekse de emilim kusurları nedeni ile bağışıklık sistemi yetersiz çalışabilir. Yaşlı (ve son zamanlarda vegan beslenme ve kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirme nedeni ile gençlerde) B12 ve D vitamini eksikliği sıktır ve dışarıdan desteklenmesi gerebilir. Yaşlılarda bozulmuş bağışıklık sisteminin yeterli çalışması eksik vitaminlerin takviyesi ile daha iyi duruma getirilebilir. Ayrıca kemik sağlığı açsından kalsiyum desteği gerekebilir. Gebelik durumunda hekimin tavsiyesi ile: folik asit, prenatal vitaminler gerekebilir. Emzirilen bebeklere 4-6 aydan itibaren vitamin D ve demir gerekebilir.
-Yine bazı ilaçları uzun süreli kullananlarda bazı vitamin eksiklikleri gelişebilir. Örneğin: Uzun süreli proton pompa inhibitörü (mide ilaçları) kullanımı: B12, kalsiyum, magnezyum; Diyabet ilacı olan metformin içeren ilaçların kullanımı: B12 ve FMF, Behçet, Gut gibi hastalıklarda kullanılan Kolşisinin uzun süreli kullanımında B12 takviyesi gerekebilir.
Ayrıca bazı vitaminlerin serum düzeyine bakılarak (B12, folik asit D vitamini gibi) gerekli beslenme alışkanlığı değişlikleri yapılabilir. Eğer başka bir sorunu yok ise ve gerekli ise hekiminizin önerileri doğrultusunda ilgili eksik vitaminin desteği dışarıdan alınabilir. Bilinçsiz olarak tüketilen birçok ilaç ya da gıda takviyesi adı altında satılan maddeler yarar yerine zarar da verebilirler. O nedenle dost ahbap tavsiyesi ile herhangi bir ilaç ya da takviye kullanmayın.
Çinko bir mineraldir. İnsan sağlığı için çok az miktarda çinko gerekli olduğundan “gerekli eser element” olarak adlandırılır. İnsan vücudu fazla çinkoyu depolamadığı için diyetin bir parçası olarak düzenli olarak tüketilmelidir. Yaygın diyet çinko kaynakları arasında kırmızı et, kümes hayvanları ve balık bulunur. Çinko eksikliği, çocuklarda boy kısalığına, yiyeceklerin tadına varma yeteneğinin azalmasına ve testis ve yumurtalıkların düzgün çalışmamasına neden olabilir. Pek çok çinko ürününün kadmiyum adı verilen başka bir metal içerdiğini unutmayın. Bunun nedeni, çinko ve kadmiyumun kimyasal olarak benzer olması ve genellikle doğada birlikte bulunmasıdır. Uzun süre yüksek kadmiyum seviyelerine maruz kalmak böbrek yetmezliğine neden olabilir. Çinko içeren takviyelerdeki kadmiyum konsantrasyonu 37 kat kadar yüksek olabilir. Çinko-glukonat ürünlerini arayın. Çinko glukonat, sürekli olarak en düşük kadmiyum seviyelerini içerir. Çinko, soğuk algınlığı ve diğer hava yolu enfeksiyonlarına fayda sağlayabilirken, COVID-19 için kullanılmasını destekleyecek iyi bir kanıt yoktur. Bunun yerine sağlıklı yaşam tarzı seçimlerini ve kanıtlanmış önleme yöntemlerini izleyin.
Bunlar dışında genel sağlıklı insanlarda dışarıdan takviyeden önce gıda düzenlemesi daha sağlıklı gibi durmaktadır. Genel vücut fonksiyonlarını ve buna bağlı olarak bağışıklık sisteminin doğru çalışması için düzenli alınmasında yarar olan protein, mineral ve vitaminler ve bunları alabileceğimiz gıdalar aşağıda özetlenmiştir.
Hangi Gıdalar Bağışıklık Sistemi Üzerinde Olumlu Etkilere Sahiptir?
1.Yaban mersini, bir kişinin bağışıklık sisteminin doğru çalışmasına yardımcı olabilecek antioksidan özelliklere sahip olan antosiyanin adı verilen bir flavonoid türü içerir. Bir çalışmada, flavonoidlerin solunum yolunun bağışıklık savunma sisteminde önemli bir rol oynadığı bulunmuştur. Araştırmacılar, flavonoidler açısından zengin yiyecekler yiyenlerin, üst solunum yolu enfeksiyonu veya soğuk algınlığı alma olasılığının, bu gıdaları az tüketenlere göre, daha az olduğunu bulmuşlardır.
2. Bitter çikolata: Bitter çikolata, vücudun hücrelerini serbest radikallerden koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilecek teobromin adı verilen bir antioksidan içerir. Serbest radikaller, vücudun yiyecekleri parçaladığında veya kirleticilerle temas ettiğinde ürettiği moleküllerdir. Serbest radikaller vücudun hücrelerine zarar verebilir ve hastalığa katkıda bulunabilir. Potansiyel faydalarına rağmen, bitter çikolata kalori ve doymuş yağ bakımından yüksektir, bu nedenle ılımlı miktarlarda tüketimi önemlidir.
3. Zerdeçal: Zerdeçal, birçok insanın yemek pişirmede kullandığı sarı bir baharattır. Bazı alternatif ilaçlarda da bulunur. Zerdeçal tüketmek bir kişinin bağışıklık tepkisini artırabilir. Bu, zerdeçaldaki bir bileşik olan kurkumin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, kurkumin antioksidan ve antiinflamatuar etkilere sahiptir. Bu özelliği ile kalp akciğer ve karaciğerde olumlu etkileri bulunur. Ancak dokularda ACE-2 enzim temsilini arttırabilmeleri nedeni ile Korona virüs için bir risk teşkil edebileceğine dair kuşkular doğmuştur, bu nedenle dikkatli olmakta yarar vardır.
4. Yağlı balık: Somon, ton balığı, sardalya ve diğer yağlı balıklar zengin bir omega-3 yağ asitleri kaynağıdır. Düzenli ve uzun süreli omega-3 yağ asitleri alımı romatoid artrit (RA) riskini azaltabilir. RA, bağışıklık sistemi yanlışlıkla vücudun sağlıklı bir bölümüne saldırdığında ortaya çıkan kronik bir otoimmün durumdur.
5. Brokoli: Brokoli başka bir C vitamini kaynağıdır. Ayrıca sülforafan gibi güçlü antioksidanlar içerir. Bu nedenlerden dolayı, genel vücut ve bağışıklık sistemi sağlığını desteklemek için düzenli olarak brokoli yemek iyi bir seçimdir.
6. Tatlı patatesler: Tatlı patatesler, patateslerin cildine turuncu rengini veren bir tür antioksidan olan beta karoten bakımından zengindir. Beta karoten A vitamini kaynağıdır. Cildin sağlıklı olmasına yardımcı olur ve hatta ultraviyole (UV) ışınlarından kaynaklanan cilt hasarına karşı biraz koruma sağlayabilir.
7. Ispanak: Ispanak, aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok temel besin ve antioksidan içerdiğinden bağışıklık sistemini artırabilir: flavonoidler, karotenoidler, C vitamini, E vitamini. C ve E vitaminleri bağışıklık sistemini çeşitli yollarla desteklemeye yardımcı olabilir.
8. Zencefil: İnsanlar çeşitli yemeklerde ve tatlılarda ve çaylarda zencefil kullanırlar. Bir incelemeye göre, zencefil anti-inflamatuar ve anti oksidatif özelliklere sahiptir ve muhtemelen genel sağlık için yararlı olacaktır.
9. Sarımsak: Sarımsak soğuk algınlığını önlemeye yardımcı olabilir. Sarımsak, soğuk algınlığı ve diğer hastalıkların önlenmesi için yaygın bir ev ilacıdır. Plasebo (ilaç içermeyen sıklıkla nişasta gibi bir madde içeren ilaç taklidi olan madde ) kontrollü bir çalışmada allisin içeren sarımsak takviyeleri almanın soğuk algınlığı riskini azaltıp azaltmadığına bakıldığında, plasebo alan katılımcı grubunun, sarımsak takviyeleri alanlardan iki kat daha fazla soğuk algınlığına yakalandığı görüldü.. Ancak araştırmacılar, sarımsağın soğuk algınlığını önlemeye yardımcı olup olamayacağını belirlemek için daha fazla araştırmanın gerekli olduğu sonucuna vardı. Sarımsağın genel vücut sağlığına olumlu diğer etkileri de göz önüne alındığında standart olarak yediğimiz gıdalara ekleyebiliyorsak sarımsak ekleyelim.
10. Yeşil çay: Yeşil çay sadece az miktarda kafein içerir, bu nedenle insanlar siyah çay veya kahveye alternatif olarak kullanabilirler. İçmek de bağışıklık sisteminin normal çalışmasına yardımcı olabilir. Yaban mersini gibi yeşil çay da soğuk algınlığı riskini azaltabilen flavonoidler içerir.
11. Kefir: Kefir, sağlık için yararlı olan canlı bakteri kültürlerini içeren fermente bir içecektir. İlk araştırma, kefirinin bağışıklık sisteminin uygun çalışmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Çeşitli çalışmalar düzenli kefir tüketiminin aşağıdakilere yardımcı olabileceğini göstermiştir: bakteriyle savaşmak, inflamasyonu azaltmak, antioksidan aktivitenin arttırılması. Bunu destekleyen araştırmanın büyük kısmı hayvanlar üzerinde ya da bir laboratuvarda gerçekleştirildi. Kefirin insanlarda hastalığı nasıl önleyebileceğini anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç vardır.
12. Ayçiçeği tohumları: Ayçiçeği tohumları salatalara veya kahvaltı kâselerine lezzetli bir katkı yapabilir. Bir antioksidan olan zengin bir E vitamini kaynağıdır. E vitamini diğer antioksidanlarla aynı şekilde bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir. Bunu hücrelere zarar verebilecek serbest radikallerle savaşarak yapar.
13. Portakal veya kivi: Portakal ve kivi mükemmel bir C vitamini kaynağıdır, bu da birçok insanın soğuk geliştiğini hissettiklerinde ortaya çıkan vitamindir. C vitaminin esas görevi bağ dokusu oluşumunda katkı sunmaktır. Enfeksiyon ve stress durumlarında vücudun yeterli C vitamini kaynağının olması önemlidir. Dışarıdan alınması konusu ise tartışmalıdır.
15. Kırmızı dolmalık biber: Meyvelerden aşırı şeker alımını azaltmaya çalışan insanlar için kırmızıbiber mükemmel bir alternatif C vitamini kaynağıdır.
Yukarıdaki gıdalar sadece öneri olup asla sadece bunları tüketmeye yönelmemek lazımdır. Mevsiminde ve uygun miktarda günlük besinlerimiz içinde yer almasına özen göstermemiz durumunda genel vücut fonksiyonları ve bağışıklık sistemimizin normal fonksiyonları için yararlı olacaktır. Ayrıca ağız ve yutak mukozasını ıslak tutacak kadar yeterli miktarda ve sıklıkta su içilmesi unutulmamalıdır. Hastalık durumunda hekiminize başvurmanız ve onun önerileri doğrultusunda hareket etmeniz önemlidir. Ayrıca genel vücut yapınıza, çalışma düzeninize, sosyoekonomik koşullarınıza ve altta yatan hastalıklarınıza uygun beslenme rejimi açısından diyetisyen desteği de unutulmamalıdır.
Sonuç olarak bağışıklık sisteminin uygun çalışması için öncelikle düzenli ve yeterli beslenme, düzenli ve yeterli uyuma ve düzenli spor yapmak ve genel hijyen kurallarına uymak çok önemlidir. Ayrıca altta yatan hastalıkların tedavisi, gereksiz ilaç kullanılmaması, stressden uzak durulması bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olacaktır. Dışarıdan alınan multivitamin, gıda takviyesi gibi ürünleri hekiminize danışmadan kullanmayınız. Gereksiz yere alınan ilaçların zararı olabileceğini unutmayın.
Yararlanılan Kaynaklar
1.R K Chandra;Am J ClinNutr, 66 (2), 460S-463S Aug 1997.
2. Marc Veldhoen and Verena Brucklacher-Waldert. Dietary influences on intestinal immunity. Nature Reviews | Immunology. 2012;12: 696-708
3.Judith M Graat, Evert G Schouten, Frans J Kok. Effect of Daily Vitamin E and Multivitamin-Mineral Supplementation on Acute Respiratory Tract Infections in Elderly Persons: A Randomized Controlled Trial. JAMA. 2002; 288 (6),: 715-21.
4.Michel Chavance, Bernard Herbeth , Alain Lemoıne and Bao-Ping ZHU. Does Multivitamin Supplementation Prevent Infections in Healthy Elderly Subjects? A Controlled trial. Internal. J. Vit. Nutr. Res. 63 (1993) 11-16.
5.JoAnn E. Manson, MD, DrPH,; Shari S. Bassuk, ScD. Vitamin and Mineral Supplements. What Clinicians Need to Know. JAMA. 2018;319(9):859-860.
6.https://www.healthline.com/health/food-nutrition/foods-that-boost-the-immune-system
7.Xue-Fen Pang, Li-Hui Zhang, Feng Bai, etal. Attenuation of myocardial fibrosis with curcumin is mediated by modulating expression of angiotensin II AT1/AT2 receptors and ACE2 in rats. Drug Des Devel Ther. 2015; 9: 6043–6054.
9. https://www.webmd.com/vitamins/ai/ingredientmono-982/zinc

